GenelOku ve Düşün

Demon

cin çıkarma ayini

Demonoloji yani şeytan bilimi. Şeytan ve cinlerin varlığını araştırmaya yönelik bir dal. Bu bilimin en bilinen kişileri ise Ed Warren ve Lorraine Warren çifti. Vatikanda ders olarak işlenen, hatta Ed ve Lorraine çiftininde öğretim görevlisi olarak ders verdiği, teoloji alt bilim dalı. Bir demonolojist olduğunuzda Şeytanlar, cinler tarafından bedeni ele geçirilmiş insanlara yardımcı oluyorsunuz. Bir nevi hacı hocalığın üfürükçülüğün bilimseleşmiş hali de diyebilirsiniz.

Ed ve Loirren Warren

Müslümanlarda demonolojist olmak kesinlikle günah ve yasaktır. Her ne olursa olsun cinlerden bir şey istemek, iş birliği yapmak yasaktır. Osmanlı döneminde bir dönem olan bu ilim şeytaniyat olarak geçmekte fakat sonrasında kaldırılmıştır. Hristiyanlıkta günah değildir. İnsan eliyle yazılmış incillerin pek çocuğunda insanların cinlerle iletişime geçebileceği ve onlardan fayda sağlanabileceği yazılmaktadır. Buna örnek Hz. Süleymanın cinlerle olan iletişimi gösterilmektedir. Yahudilikte demonoloji günah değildir. Fakat cinlerle iletişime geçip, fayda sağlamak günahtır.

Peki bir cin insan bedenini ele geçirebilir mi? Kuranda Hicr suresi 27. Ayette bunun olabildiğine işaret edilmektedir. “Cinlere gelince, onları daha önceden bedenin gözeneklerine işleyen zehirleyici, yakıcı, kavurucu bir ateşten yaratmıştık”. Burada bedenin gözeneklerine işleyen derken cinlerin şeytani varlıkların insan bedenine girebileceği vurgulanmaktadır.

İnsanın özgür iradesine bir saldırıdır bu. Peki içine cin girmiş birine yardım edip onu bu durumdan kurtarmakta demonoloji’nin amaçlarından biri değil midir? Evet öyledir. Yani hani “ben büyü yapmıyorum, sadece büyü bozuyorum” hacı-hoca ekibi sloganı gibi yaptırımına göre günahı sevabı değişen bir ilim diyebiliriz buna öyle ise.

Cinlerin özgür iradenizi ele geçirip, tıpkı şizofreni tipi beyin hastalıklarının kişiye istemediği eylemleri yaptırması gibi kişiye kötülükler yaptırması mümkün müdür? Bu sorunun cevabını yaşanmış bir örnek ile anlatalım. Ed ve Lorraine çiftinin Arne Johnson’nın içine şeytan girdiğine inanmaları ve onu sonuna kadar savunmaları davası. Ünlü şeytan yaptırdı davası.

16 Şubat 1981’de Arne Cheyenne Johnson, ev sahibi Alan Bono’yu ölümcül bir şekilde bıçakladı ve daha sonra bunu kendisine Şeytan’ın yaptırdığını söyledi. Bu olaylar iddialara göre şöyle vuku buldu. Arne Johnson’ın nişanlısı Debbie’nin kardeşi David sürekli kendisiyle alay eden yaşlı bir adamla karşılaştığını iddia ediyordu.

Başlangıçta Johnson ve Debbie, David’in bunları uydurduğunu düşünüyorlardı. Bir gün David’in ağladığını duydular. Yanına gittiklerinde “İri kara gözleri, tırtıklı, sivri kulakları, boynuzları ve toynakları olan hayvan görünümlü bir adamın David’i tekmelediğini küfrettiğini onu boğmaya çalıştığını sonra da bez bebek gibi duvara fırlattığını gördüler. Çok korkmuşlardı. Bunun üzerine kiliseden yardım istediler. Kilise onları para normal araştırmacılar, demonolojist Ed ve Lorraine Warren’ına yönlendirdi.

Johnson bu süre içinde aileyle birlikte kalarak yardım etmek için elinden geleni yaptı. Çocuğun yaşadıkları devam ederken, tavan arasında şüpheli sesler duyulmaya başlandı. Aynı zamanda David tıslamaya, nöbet geçirmeye ve garip bir seslerle konuşmaya başladı.

Olayı inceledikten sonra Warren çifti bunun açıkça şeytani bir ele geçirme vakası olduğu sonucuna vardı. Ancak olaydan sonra psikiyatristler olayı araştırdı ve David’in sadece öğrenme güçlüğü çektiğini iddia ettiler.

Warren çifti sonraki üç şeytan çıkarma operasyonunda David’in (rahibin gözetiminde) havaya uçtuğunu, lanetlendiğini ve hatta nefes almayı bıraktığını iddia ettiler. Ama bunlardan daha da şaşırtıcı olanı, David’in daha o zamanlardan Arne Johnson’ın işleyeceği cinayeti söylemiş olmasıydı.

16 Şubat 1981’de akşam 18:30 civarlarında arne eve gelen ev sahibi Bono’yu ortada bir şey yokken göğsünden ve karnından defalarca bıçakladı ve öldürdü. Bir saat sonra, polis Johnson’ı tutukladı. Bu cinayetten önce Johnson, David’in bu kötü niyetli varlık ile ilk temasını yaşadığını söylediği kuyuya araştırma yapmaya gitmişti. Hatta Warren çifti oraya kimsenin gitmemesi konusunda da herkesi uyarmıştı.

Arne Johnson şeytan yaptırdı davası, tutuklanma

Johnson daha sonra kuyuyla ilgili orada saklanan ve cinayeti işletene kadar kendisine sahip olan bir iblis gördüğünü iddia etti. Johnson’ın avukatı Mart’in Minnella, şeytani ele geçirme nedeniyle suçsuzluk iddiasında büyük çaba sarf etti. Hatta şeytan çıkarma işlemine katıldığı iddia edilen rahipleri, tartışmalı tören hakkında konuşmaya ikna ederek mahkemeye çıkarmayı planladı. Bu duruşma boyunca, Minnella ve Warren çifti, katilin savunucuları olarak meslektaşları tarafından sık sık alay konusu oldular.

Yargıç Robert Callahan sonunda Minnella’nın savunmasını reddetti. Yargıç Callahan, bu savunmanın kanıtlanamayacağını ve bu konudaki herhangi bir açıklamanın bilim dışı ve dolayısıyla konu dışı olduğunu savundu.

Üç şeytan çıkarma sırasında dört papazın iş birliği hiçbir zaman doğrulanmadı, ancak Bridgeport Piskoposluğu bu papazların zor zamanlarda David Gatzel’e yardım etmeye çalıştıklarını itiraf ettiler. Ancak Johnson’ın avukatının Bono’nun kıyafetlerini inceleme talebi mahkeme tarafından kabul edildi. Avukat Minnella, maktul üzerinde hiçbir kan, yırtık veya gözyaşı olmadığını, bunun şeytani bir eylem iddiası olduğunu savundu. Ancak mahkemede kimse ikna edilemedi. Johnson 24 Kasım 1981’de birinci derece cinayetten suçlu bulundu ve 10 ila 20 yıl hapis cezasına çarptırıldı.

Bu tarz bir olayı psikolojik rahatsızlıklardan ayıran ise demonoloji uzmanının size musallat olan iblisi görmesi ya da hissetmesi ile mümkün oluyor. Boşuna Vatikan’da o kadar yıl okumuyorlar bu insanlar. Vatikan demişken. Kelin merhemi olsa kendi başına sürerdi demeden geçemeyeceğim. Nasıl mı? 

Katolik Kilisesi’nin Baş Şeytan Kovucusu, Şeytan Kovucular Derneği Onursal Başkanı Peder Gabriele Amorth, Kardinal Koleji’ne kadar ulaşmış, Vatikan’daki Satanist grupların varlığına ilişkin bilgilere sahip olduğunu öne sürdüğü hatıralarını anlatan bir kitap çıkardı. Bununla ilgili yapılan röportajlarda Peder Gabriele Amorth ise şu müthiş iddiada bulunarak “Evet, Vatikan’da da Satanist gruplara üye olan kişiler var.” dedi. “Ruhbanlar sınıfı” üyelerinin de bu kişiler arasında bulunduğunu söyleyerek “Papazlar, monsenyörler (Katolik kilisesinde yüksek rütbeli papazlar) ve hatta kardinaller de bu gruplar arasında var.” dedi.

Marco Tosatti, Gabriele Amorth ile yaptığı röportaj da Peder Amorth’a, Vatikan ruhbanlar sınıfının da bu gruplara dahil olduğunu, nasıl bildiğini sordu ve şu cevabı aldı:

“Biliyorum çünkü bu konuda direk bilgisi bulunan kişiler benimle bağlantı kurabildiler. Ayrıca bu, birçok kez,  şeytan çıkarma sırasında boyun eğen şeytanların bana itiraf ettikleri şeydir.”

Papa’nın, “Vatikan’daki Satanist gruplardan haberi olup olmadığı sorulduğunda şu cevabı verdi:

“Elbette. Papa bu konuda bilgilendiriliyor. Fakat yapabileceği kadarını yapıyor. Bu dehşet verici bir durum.” Dedi.

Röportajda İtalyan papaza, şeytanlara inanmayan piskopos ve papazların var olduğu hatırlatılıyor. Papaz şu yanıtı veriyor:

“İsa, Gospel’de (4 İncil’den biri) şeytandan yoğun bir şekilde bahsediyor. O zaman bu kişilerin ya hiç İncil’i okumadıkları ya da ona inanmadıkları sonucu ortaya çıkıyor.”

Papaz ve demonoloji üzerine uzmanlaşan bir ilahiyatçı olan İspanyol Peder Jose Antonio Fortea Cucurull, Amorth’un iddialarına 1 Mart 2010’da yanıt verdi. Amorth’un kardinaller de dahil olmak üzere ruhbanlar sınıfı üyelerini hedef alan ithamlarını okuduktan sonra Fortea, onları savunmayı yüksek sesle dile getirmenin “hakkaniyet görevi” olduğunu beyan etti. Kendi bloğunda; “bazı baş rahiplerin daha maneviyatçı ve diğerlerinin daha dünyaya düşkün, bazılarının daha erdemli ve diğerlerinin daha beşerî olduğunu” not eden Fortea; “buradan yola çıkarak bazı kardinallerin Satanist gruplara üye olduğunu ileri sürmek kabul edilemez.” diye tepkisini ortaya koydu.

İspanyol papaz, aynı zamanda şu açıklamaları dile getirdi; “Şeytan çarpmasına karşı yardım isteyen insanlara ilaveten, sayısız insan da İsa’dan vahiy-ilham ve mesajlar aldıklarını ve birtakım görüntüler gördüklerini iddia ederek bize baş vuruyor. Bunların arasında; çok sayıda kıyamet mesajları ve kilise çatısının altında, satanizmin ve masonların içine sızanları ifşa edenler yer alıyor. Papaz Fortea, Papaz Amorth’un insan bedeninden çıkarılan cin ve şeytanların ona bu Vatikan’daki satanist grupların isimlerini verdiği söylemlerine karşı ise; “bir şeytanın doğruyu söyleyip söylemediğini bilemeyiz. Bir cinin şeytan çıkarma ayini sırasında doğruyu söylediğinden emin olabileceğimiz bazı konular vardır. Bunlar; şeytanların sayısı, isimleri ve buna benzer şeylerdir. Ancak biz onların insanlarla ilgili verdikleri haberlere güvenemeyiz. Papaz Amorth’un, bildiğim kadarıyla benim aktardığım bu iki kaynaktan başka bir kaynağı yok. Ben bu doğrulamayı, onun kendi sözlerine dayanarak yapıyorum. Papaz Amorth’un bahsettiği mesajların benzerlerini ben ve meslektaşlarım da biliyoruz. Şeytan çıkaranların bazıları onunla aynı sonuca varırlar bazıları da farklı düşünürler.” dedi.

Peder Amorth, İngiliz “The Times” gazetesine yaptığı açıklamada, Vatikan’ın şu anda karşı karşıya kaldığı çocuk tacizi ve gay fahişe skandallarının, şeytanın Vatikan’ı ziyaretiyle alakalı olduğunu belirterek, bundan “Hz. İsa’ya inanmayan kardinalleri ve şeytanla bağlantılı piskoposları” sorumlu tuttu. 25 yıldır Vatikan’ın baş şeytan kovucusu olan 85 yaşındaki peder Amorth, şimdiye dek on binlerce şeytan çıkarma ayinini yönetti. Peder Amorth geçmişteki açıklamalarında, Adolf Hitler ve Joseph Stalin’in ruhuna şeytan girdiğini söylemiş, İskoç yazar J.K. Rowling’in Harry Potter romanlarının gençleri büyücülüğe özendirdiğini iddia eden Vatikan yetkilileri arasında yer almıştı. Amorth, Papa II. Jean Paul’e 1981’de Mehmet Ali Ağca tarafından düzenlenen suikast ve Papa 16. Benedikt’in Noel ayini sırasında uğradığı saldırının da ‘şeytanın işi’ olduğunu da söylemişti.

Her şeyi şeytan yapıyor. Yoksa herkes melek aslında. Bedenin içine girip özgür iradenize saldırı kısmını ya da Psikolojik rahatsızları tenzih ederek söylüyorum ki şeytana uymak diye insanın ebedi hayatı unutup, yalan dünyaya kanması, bir anlamda tarafını seçmesi gibide bir gerçek var.

Peder Amorth, bazı şeytan çıkarma ayinlerinde 6-7 kişinin kendisine yardım ettiğini söylerken, 1973 yapımı ünlü ‘The Excorcist’ (Şeytan Kovucu) filminin, ‘abartılı’ da olsa özünde şeytan tarafından ele geçirilen bir kişiyi yansıttığını belirtti. Amorth, şeytanın ele geçirdiği kişilerin ağızlarından cam ve demir parçaları çıktığını da vurguladı.

Roma Katolik Kilisesi’ne mensup bazı papazların, çocukları hedef alan cinsel taciz ve tecavüz skandalının son günlerde Almanya’da patlak vermesi, sorunu yine gündemin ilk sıralarına taşınmıştı. İtalya’daki günlük gazetelerden “Il Giornale” de bugünkü başyazısını bu konuya ayırarak; “çocuk tecavüzcüsü papazlar hadım edilsin” önerisinde bulunmuştu. Tabi pedofili olaylarını sadece vatikanla, Katolik kiliseleriyle özdeşleştirmiyoruz. Ne yazık ki bu tip olaylar din adı altında her dinde gerçekleşebiliyor. Şöyle ki Kur’an gibi en Hak; şeytanları ve yöntemlerini bize tanıtan bir kaynağı okumaktan, araştırmaktan uzak olan herkes; şeytanların tuzaklarına hep düşeceklerdir. Hristiyan İncilleri, İsa’dan bazı kırıntılar içermekle beraber; içine şeytani bilgiler karıştırılmış,  Roma paganizminin onayını kazanmış gerçek olmayan metinlerdir.

Hadi her şey bir yana dursun bu çocuk tacizleri, tecavüzleriyle anılan bir yerde Şeytan’ın sağ kolu olmuşların, Şeytan’ın kuyruğuna basması mümkün mü sizce? Ne diyelim şeytanları kovduklarını iddia edenlerin çoğunun aslında ete kemiğe bürünmüş ruhu çürümüş şeytanlardan oldukları gerçeğini, demonoloji denilen bu alemler arası mesafesizliğin sevabını günahını yerin göklerin her şeyin tek sahibi Allah’a bırakmakta ve uzak durmakta fayda var diyelim. Allah bu kadar şeytanın içinde masumları korusun.

Derleyen: Mars

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.