Oku ve Düşün

Franz Kafka – Aforizmalar

franz_kafka_aforizmalar

Doğru yol gergin bir ip boyunca gider; yükseğe değil de, hemen yerin üzerine gerilmiştir bu ip. Üzerinde yürünmek değil de, insanı çelmelemek içindir sanki.

İnsanların tüm kusurları sabırsızlık, yaptıkları işte yönteme vaktinden önce son veriş ve sözde bir sorunu sözde bir çit içine almaktır.

İnsanın belli başlı iki günahı vardır, öbürleri bunlardan çıkar: Sabırsızlık ve tembellik. Sabırsız oldukları için Cennet’ten kovuldular, tembelliklerinden geri dönemiyorlar. Ama belki de belli başlı sadece bir günahları var: Sabırsızlık. Sabırsızlıklarından ötürü kovulmuşlardı, sabırsızlıklarından ötürü geri dönemiyorlar.

Öte tarafa göçenlerden birçoğunun gölgesi, ölüm ırmağının dalgalarını durmaksızın yalar; çünkü ırmak bizim bulunduğumuz yerden o tarafa akar ve hala bizim denizlerimizin tuzlu tadını taşır. Sonra birden tiksintiyle kabarır ırmak, gerisin geriye akar ve ölüleri yeniden yaşamın içine bırakır. Ama ölüler mutludur; şükran türküleri söyleyip gazaba gelmiş ırmağı okşayıp severler.

Belirli bir noktadan sonra geri dönüş yoktur. Bu noktaya erişmek gerekir.

İnsanoğlunun gelişimin kesin sonuca ulaşacağı an, sürekli yinelenip durur. Devrimci düşünsel hareketlerin geçmiş bütün her şeyin geçersiz olduğunu ilan etmeleri bunun için doğrudur, henüz hiçbir şey olup bitmemiştir çünkü.

Kötünün elindeki en ayartıcı silah, savaşa çağrıdır. Kadınlarla yapılan savaşa benzer ki sonu yatakta biter.

Bir elmanın birbirinden farklı görünüşleri olabilir: Masanın üstündeki elmayı bir an olsun görebilmek için boynunu uzatan çocuğun görüşü ve bir de, elmayı alıp yanındaki arkadaşına rahatça veren evin efendisinin görüşü.

 Düz bir yolda yürüyor olsaydın, tüm ilerleme isteğine rağmen hala gerisin geriye gitseydin, o zaman bu çaresiz bir durum olurdu: ama sen dik, senin de aşağıdan gördüğün dik bir yamacı tırmandığına göre, adımlarının geriye doğru kayması, bulunduğun yerin durumundan ileri gelebilir, o zaman da umutsuzluğa kapılana gerek yoktur.

Sonbaharda bir yol gibi: Temiz pak süpürüyorsun, sonra yol, bir kez daha kurumuş yapraklarla örtülüyor.

Kafesin biri, bir kuş aramaya çıktı.

Daha önce buraya hiç gelmemiştim: Daha başka türlü nefes alıyor insan burada, yanındaki yıldız, güneşten daha çok parlıyor.

Üzerine tırmanmadan inşa etmek mümkün olsaydı, Babil Kulesi’nin yapılmasına belki izin verilirdi.

Kötünün ondan bir şeyler gizleyebileceğinize inanmanızı sağlamasına izin vermeyin.

Leoparlar tapınağa saldırıp kutsanmış şaraplar içiyorlar; bu sürekli yineleniyor; sonunda önceden kestirilebilir bir nitelik kazanıyor ayinin bir parçası haline geliyor.

El taşı olabildiğince sıkı kavrar. Daha da uzağa fırlatabilmek için sıkıca kavrar taşı. Ama o kadar uzağa ötürür yol.

Sen ödevsin. Ama görünürde öğrenci yok.

Gerçek düşmandan sınırsız bir cesaret akar içinize.

Bastığın yerin iki ayağının kapladığından daha büyük olamayacağını anlamak ne büyük bir mutluluktur.

Aceleyle kaçıp ona sığınmadıktan sonra insan yaşamdan nasıl zevk alabilir?

Sayısız sığınak vardır, ancak kurtuluş tektir; ama kurtuluş olasılıkları yine de sığınaklar kadar çoktur. Bir hedef var, ama yol yok, bizim yok dediğimiz şey bir duraksamadır.

Olumsuz davranışlarda bulunmak bizden istenir, olumlu davranışlar ise zaten bizimdir.

Kargalar, tek bir karganın gökleri yok edebileceğini iddia eder. Buna hiç kuşku yok, ama bu yine de göklere ilişkin hiçbir şey ifade etmez, çünkü gökyüzü kargaların yokluğu demektir.

Sahip oluş yoktur, sadece oluş. Son nefesi vermeyi, nefessiz kalarak boğulmayı özleyen oluş vardır.

Önceleri sorularıma neden cevap alamadığımı anlayamıyordum, şimdiyse soru sorabileceğime nasıl inanabildiğimi anlayamıyorum. Ama gerçekte inanıyorum ki, soruyordum sadece.

Belki bir şeylere sahipsin, ama kendi varlığın yok savına verdiği cevap, bir titreme ve yürek çarpıntısı olur sadece.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.