GenelKısa ÖykülerMizah Köşesi

Game Over / Mizah

pet_society_oyunu

Yıl: 2008

Yer: Facebook

O zamanlar sosyal medya hesapları yeni yeni açılmaya başlamıştı. Yonja, facebook, siberalem her yerde bir arkadaşlık sitesi ama bunların arasında en favori olan Facebook’tu. O zamanlar instagram baba yok tabii ve facebook zirvede. Kurulan acayip gruplar mı dersiniz, kurulan acayip arkadaşlıklar mı derisiniz; örneğin güzellik yarışması yapan gruplar vardı. Resmini yüklüyorsun o gruba, herkes resminin altındaki yorum kısmına birden ona kadar puan veriyor gibi bilumum ego tatminleri, vakit öldüren aktiviteler vardı. Bir de facebook oyunları vardı tabii. Bunlardan en bilineni ve o zamanlar en çok oynananı ise pet society!

Oyunda önce petini oluşturuyorsun, böyle sevimli renkli bir ayıcık ya da tavşancık artık ne istersen. Oyun sana bir ev veriyor. İçin de koltuğu lambası yatağı halısı olan tek o da, tek göz bir ev. Level atladıkça başka odalarda veriyor ama içleri boş odalar. Level atlaman ve para kazanman için petini çalıştırman lazım. Artık evde ip mi atlarsın, top mu sektirirsin ya da bir arkadaşının evine gidip petini mi yıkar, yedirirsin orası sana kalmış. Formül basit çok çalış, az kazan. Evet, klasik kural “çalış köle”! Kazandığında gidiyor zaten yemeye içmeye. Üç kuruşa talimsin nasıl kuracaksan bir ev, bir düzen. Gidip bir arkadaşının petini yıkasan yedirsen onunla top oynasan veriyor anca on kuruş bir şey. “A ben” dediğinizi duyar gibiyim. Ne kadar da tanıdık değil mi? Ya işte böyle. Ama işte neyse ki beyin bedava. Bu oyunda arkadaşlarına hediye gönderebiliyorsun. Mesela bir elma aldın ya da bir koltuk ya da aklına ne gelirse senin facebook’unda ekli olan ve senin gibi bu oyunu oynayan arkadaşlarına hediye olarak gönderebiliyorsun. Üstelik sıkıldığın eşyaları sağ alt köşedeki kasaya sürükleyip satıp, paraya çevirebiliyorsun. Mesela ilk oyun yüklediğinde facebook’un sana verdiği eşyaları satarsan üç bin pet paran oluyor. Bu da iyi sayılacak bir para. İşte beyin bedava kısmı tam da burada devreye giriyor. Kardeşim ve ben müthiş bir plan yaptık. Zengin olacaktık.

Bir gece evde bilgisayarın başına oturup tam seksen tane facebook hesabı açtık. Önce O hesapları kendi ana hesabımıza arkadaş olarak ekledik. Sonra hepsine pet society oyununu yükledik ve Facebook’un ilk başta verdiği yatak, halı, koltuk artık facebook ne verdiyse tüm eşyaları hediye olarak ana hesaptaki petimize yolladık. Ana hesaba tekrar girip hediye gelen eşyaları satıp paraya çevirdik. Yani seksen çarpı üç eder size iki yüz kırk bin pet para. Bu yolla evlerimizi dayadık, döşedik leveller atladık. Ama bu sefer de vicdanımız rahat etmedi. Her gün o açtığımız seksen hesaba girip eşyalarını aldığımız petleri yıkayıp, doyurduk. (Bknz: Bir oyun ne kadar içselleştirilebilir) Öyle böyle derken tabii her hafta oyuna yeni eşyalar geliyor. Salon takımları, yatak odaları ve işte böyle olunca her hafta onları alabilmek için yine yeniden Gmail hesabı al onunla yeni bir facebook aç gibi türlü eziyetler, emekler.

Böyle bir manyaklıkla günler geçerken bir gün kardeşimin İsrailli bir kız arkadaşı bize “ne yapıyorsunuz siz bu işin kolayı var, ben hilesini biliyorum” deyip, bize bir tür aydınlanma yaşattı. Hilenin youtube adlı siteden linkini attı. Kardeşim “abla sen yaparsın bunu” deyip işi bana kitlemesi ile gözlerimde dolar işareti, yaklaşık yarım saat bir uğraş sonunda tam beş yüz bin pet param oldu. Gözlerime inanamıyorum beş yüz bin pet para ve hileyi tekrarladıkça para miktarı beş yüz, beş yüz artıyordu. Zengindik artık. Gelsin salon takımları, gitsin halılar, duvar kağıtları. Lüks içinde yaşıyorduk. Hatta bir gün Ali isminde bir arkadaşım pet society oynuyordu. Bir baktım level atlayabilmek için bir arkadaşının üstü pislikten sineklenmiş petini yıkıyor. İp atlıyor. Dedim ki “kay kenara dostum”. Hileyi yapıp onu bilmem kaç milyon level atlattım. Üstelik sağ üstte beliren pet paraları söylemiyorum bile. Gözlerine inanamadı. O kadar sevindi ki görmeliydiniz. Sıkıldıkça evlerimizi değiştiriyorduk. Bir de ben pet society deki fakir arkadaşlarımın evlerine alamayacakları hediyeler yolluyor onları şaşırtıyordum. Pahalı koltuklar, banyo takımları, mutfaklar. Komşusu açken tok oturan bizden değildir felsefesi nasıl içime işlediyse artık. Adeta “garibanın yüzü gülür mü?” Sorusuna tepki olarak pet society aleminin Robin Hood’u olmuştum.

Fakat bir gün bu rüya bitti. O karanlık günün sabahı Facebook’u açıp “acaba ne eşya geldi” diye elimi ovuştururken bir de ne göreyim! Facebook hilenin farkına varmış ve hileyi imha etmiş. Bu hileyi yapmaya devam edenlerinde hesapları kapatılıyordu. İşte musluk akarken doldurmayanların ibretlik hikâyesi burada başlıyor. Önce pet hesaptaki paralar suyunu çekti. Sonra eşyaları satmaya başladık. En son evim bom boştu. Para yoktu ve petim pislikten sineklenmişti. O lüks hayattan sonra beş kuruş pet para için milletin evine gidip petini yıkamak gururumuza dokunuyordu. Kardeşim son kozlarını oynuyordu. Son parası ile 25 kontöre mutfak almış, sonra da ben bunu şimdi niye aldım pişmanlığı yaşamıştı. Allah’ın sopası yoktu işte. Bu hortumculuk bu haram para ve sonunda bizi sürüklediği açlık sefillik durumu. Bir de bununla yetinmeyen facebook artık kendi verdiği eşyaları satma hakkını da kaldırmıştı. Yeni açtığımız petlerin eşyalarını satamıyorduk. Allah kimseyi gördüğünden geri koymasın derler ya o kadar zenginlikten sonra bu fakirlikten dolayı, yeni gelen eşyalara sadece bakabildiğimizden olsa gerek artık oyuna giremez olmuştuk. O zaman bu oyuna tutkuyla bağlı olan nesil tüketilmişti. Herkes oyunu patır, patır bıraktı. Sonunda facebook oyunu tamamen kaldırdı. Yani bu oyunun hiç kazananı olmadı.

Oyuncular ( 1 ) – Zalım Facebook ( 1 )

The End!

Yazan:

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.