GenelOku ve Düşün

İnsan

Dünya kötülükten bu kadar hastalanmışken ve hatta ölmek üzereyken, yaşamayacağını bile bile onu iyileştirmeye çalışmak. Ne kadar çok insanın, hayvanın hatta bitkinin hayatını güzelleştirebilirim mücadelesi. Kötülük bu kadar kalabalık ve cüretkarken hem de.

Tanrı insanı yarattığından beri süre gelen bir döngü. İnsanın kendi nefsine, kibrine yenilme hikayesi ve asla mutlu son ile bitmeyecek bir öykü bu. Kalbi merhamet ve iyilik dolu insanların sessiz kalamayacağı öyle ya da böyle yapılan her kötülüğü duyurup, önüne geçmek için çabaladıkları bir kısır döngü. Tıpkı ünlü Fransız ressam Gustave Doré’ un küçük bir çocuğa yapılan acımasızlığı içine sindirememesi gibi. Gustave Doré 1800 lü yıllarda yaşamış bir ressam, illüstratör ve baskı resim sanatçısı. 1873 yılında yaptığı akrobatlar eserinde onu çok etkileyen gerçek bir olayı resmetmiş, bir insanın bencilliğinin, aç gözlülüğünün, nefsinin ve hırsının onu nelerden vazgeçirebileceğini anlatan bir eser yapmıştır. Daha fazla kazanmak için kendi çocuklarını umarsızca feda eden bir ailenin yaşanmışlığını resmetmiştir. Fransız ressamında uzun zaman üzüntüsünü içinde yaşadığı bir olaydır bu. Bir sirkte annesi ve babası tarafından akrobasi öğrenmesi için yükseğe çıkartılan ve sonucunda kafa üstü düşüp ölen küçük bir çocuğun gerçeğidir. Ölmek üzere olan çocuğu bizzat gören ressam bu olayın etkisinden uzun süre çıkamamıştır. Anne ve babasının onu böyle pervasızca riske atmalarına kızmıştır. Bunu da resminde babayı zebani, anneyi cadı olarak resmederek yansıtmıştır. Adeta onları kınamamızı istemiş, hatta kendisi ailenin küçük çocuklarını üç kuruş fazla kazanabilmek için düşüncesizce ve zalimce bu işin içine soktuklarını söylediği bir röportajda vermiştir.

Vicdanlı insanlar için bu dünya bir cehennem. Asla susup, görmezden gelip unutamayacakları derin bir sarsıntı.  Kötülüğü benimsemiş ruhlar içinse toprak olup gideceklerini düşündükleri bir gezegen.

Kevin Carter Güney Afrikalı fotoğrafçı. Güney sudana gittiği bir gün açlıktan fenalaşıp bayılan, etrafı ölmesi için bekleyen akbabalarla dolu, küçük bir kız çocuğunun fotoğraflarını çekmiş ve ödül almıştır. Neden o küçük kıza yardım etmediniz diye sorulduğunda ise “Ben yardım görevlisi değilim, fotoğrafçıyım. Zaten bulaşıcı hastalık var ona dokunamazdım” diyerek kendini savunmuştur.  İntihar ederek yaşamına son vermiştir.

Yapılan her şeyin geri dönüşü sana. Bu dünyada yaptıkların kadarsın. Kevin carter’ın aldığı ödül bile şimdi size hiçbir şey ifade etmemiştir. Bunun sebebi fotoğrafçı olduğunu hatırlayıp, insan olduğunu unutmasıdır. Kötülüğü sindiremeyenler insanlığını unutmuş zalimlerin başarılarına takılmazlar. Artık gözünüzde o bir hiçtir çünkü. İnsan merhameti ve cesareti kadardır. Kimse eşit şartlarda doğmuyorsa bunun bir nedeni var. Yanıldıklarını anladıklarında çok geç ve acı olacak sonsuz bir adalet bu. Yolu aldatmacalı, zorlu ve kısa. Sonucu masumların kurtuluşu, zalimlerin pişmanlığı ve asla kurtulamayacakları büyük acılarla dolu bir gerçek. Sen dünyanın yaralarını saran tarafta ol. Fotoğraf makinanı bir kenara atıp, bu küçük çocuğu kucağına alan, akbabalardan koruyan, onu kurtaran kişi ol. Ruhunu karartan her şeyden arınmış olanların yapacağı gibi.

Öleceksin ya arkanda mutlu insanlar bırakarak, temiz bir vidanla öl.

Yazan: Mars

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.