GenelOku ve Düşün

Korku Seansının Gerçek Hikayesi

korku seansı

2013 yılında yayınlanan bu filmin gerçek bir hikâyeden uyarlandığını izleyen herkes bilir. Sizlere gerçekte neler olduğundan, Perron ailesinin hikayesinden bahsedeceğim.

1970 yılında beş çocuklu bir aile Rhode Island’a bir çiftlik evine taşınırlar. 1736 yılında Dexter Richardson tarafından yapılmış eski bir evdir burası. Başlarda her şey normal olan bu evde kısa bir süre sonra birtakım gariplikler meydana gelir. Çocuklar oyun oynarken bazı gölgeler gördüklerini ya da o gölgeler tarafından izlendiklerini fark ederler. Hatta evin bodrumuna kimse inmek istemez. Çünkü evin bodrumu çok soğuktur ve oraya kim inerse arkasında biri olduğunu, sanki birinin ona dokunduğunu çok net hissetmektedir. Evde sürekli ısıtıcılar bozulduğu için evin babası mecburen sık sık inmek zorunda kalır.

Gerçekten çok korktukları için yalnız inmemeye de dikkat ederler. Aile korksa da ailenin yaşadığı finansal zorluklar onları bu evde yaşamaya mecbur bırakmıştır. Bir süre sonra evde olan bu durumu, gölgelerin zararsız olduğunu düşünmeye başlarlar. Bir nevi bütün bunları görmezlikten gelmektedirler. Fakat zamanla evdeki eşyaların uçuşması, çocukların yataklarının yerden yükselmesi gibi garip olaylar ile bu durumlar şiddetini arttırmaya başlar. Evdeki bir varlık özellikle evin annesini rahatsız etmeye, onu uykusundan uyandırarak korkutmaya hatta kendini bile göstermeye başlar. İsmini de evdekilere Bathsheba olarak söyler. Evin annesine dikiş iğnesi batıracağını söyler. Kadına geceleri “defol” diye bağırır, boğmaya çalışır, sürekli uykusunda kadına rahatsızlık verir. İyice korkup, endişelenen aile ev ile ilgili bir araştırma yaptığında 1800’lü yıllarda bu evde gerçekten Bathsheba diye bir kadının yaşadığını öğrenirler. Bu kadın etraftaki kimse tarafından sevilmeyen, kendi çocuğunu ensesine ve kafasının birçok yerine dikiş iğneleri batırarak öldürmüş, büyüler, şeytan ayinleri gibi işlerle uğraşan bir kadındır. Hatta bu Bathsheba denilen kadının diğer çocukları da sadece dört yaşlarına kadar yaşamışlardır. O zaman orada yaşayanlar bu kadının çocuklarını şeytana kurban ettiğini düşünmüşler. Fakat hep delil yetersizliğinden hiç tutuklanmamış.

Daha sonra bu kadın, bu evde intihar etmiştir. Kimi söylentilere göre ise bir hastalıktan ölmüştür. Fakat o zamanki tıbbi kayıtlardan bilinen bir gerçek var ki bu kadının bedeni öldüğünde taşlaşmıştır. Bunun sebebi bilinmemektedir. Muhtemelen de bu Bathsheba denilen kadının yaptıklarından sonra bu evi şeytani varlıklar, cinler sarmış ve bu eve taşınan herkesin başına da kötü işler gelmiştir; çocukları ölmüş, birkaç kişi intihar etmiş, öldürülmüştür.

Bunları öğrenen aile artık panik yapmaya başlamıştı. Annede artık garip hareketler yapıyor, evin içinde normal olmayan davranışlar sergiliyormuş. Bu yüzden evin babası o zamanın en ünlü medyumlarından Ed ve Lorraine Warren’dan yardım istemiş. Bunu kabul edip eve gelen çift eve girer girmez varlıkların ne kadar şeytani olduklarını hissetmişler. Evde bir süre aile ile birlikte yaşamışlar ve onların duydukları sesleri duyup, evdeki eşyaların hareket ettiğine şahit olmuşlar. Bir akşam aileyi kurtarmak için bir seans yapmışlar fakat bu bir şeytan çıkarma seansı değilmiş. Bu seans esnasında evin annesi oturduğu sandalye ile havalanıp, İbranice bir şeyler söylemeye başlamış ve duvara fırlatılıp, çarpmış. Evin babası o şokla sinirlenip Ed ve Lorraine’yi evden kovmuştur. Aile bu olaydan sonra da o evden taşınmıştır. Fakat dedikodulara göre bu varlıklar gittikleri her yerde onları yine rahatsız etmiş. Peşlerini bırakmamış. Fakat evin büyük kızı öyle bir şey olmadığını taşındıktan sonra normale döndüklerini her şeyin düzeldiğini söylemiş.

Bu yaşanan olayların filmde hepsi birebir işlenmemiştir. Fakat olayların bir kısmını bizzat yaşayan biri olarak Lorraine Warren filmin yapımında bulunmuştur. Hatta film çekilirken birçok talihsizlik yaşanmıştır. Film çekimi sırasında Carolyn ile olan bir sahnede kalçasının kırılması ya da Perron’ nın kızlarıyla yapılan röportaj esnasında esen kuvvetli, enteresan rüzgâr gibi.  Şu anda evi Cory Heinzen ve eşi Jennifer satın aldılar. Ev için henüz çok şeytani bir varlık hissetmediklerini söyleseler de, evi aldıklarından beri garip olaylar yaşadıklarını da belirtmişlerdir. Zaten bu evi alma amaçlarının da tamamen duygusal olup, ziyaretçilere açacaklarını dile getirmişlerdir. Ne diyelim “Hey küçük şeytanlar, insanlarla dans edemezsiniz. Onların para kaynağı olmaktan kaçamayacaksınız.”

Derleyen: Mars

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.