Oku ve Düşün

MUTLULUK

Mutluluğun anlamını hepimiz biliriz de acaba mutlu olmayı da bilebiliyor muyuz? Mutluluk herkese, her duruma göre değişen bir kavram. Kişinin o anki isteğine, arzusuna, dileğine, yaşına, hatta cinsiyetine göre değişen bir görece. Örneğin, beş yaşlarında bir çocuğu mutlu eden oyuncak bir bebek, otuzlarında bir kadını mutlu eden stiletto model bir ayakkabı, ya da kırk beşinde adamı mutlu eden satranç takımı gibi, insanın isteklerine, yaşına, durumuna göre anlık bir duygu durumu. Aslında mutluluğu bu şekilde ele almak bir hata. ‘Mutluluk, mutlu olmak, insanın o anki isteklerine bağlı olmamalı. Gerçek mutluluk insanın kendini sevmesi, hayatı ve diğer canlıları sevmesiyle başlar. Sahip olduklarına şükretmekle , iyi davranışlar sergilemekle, çevresine, kendisine faydalı bir birey olmakla da devam eder. Yani ruhunuz mutluysa, zafer sizindir. Ne yazık ki bunların farkında bile değiliz. Mutluluğu somut kavramlarla sınırlı tuttuğumuz için bu bıkkınlık hissi, bu kısa süreli mutluluklar, her şeye özenme, her şeyi isteme doyumsuzluğu.

Şunu bilmeliyiz ki kendinizi, sizi sevenleri sevdiğiniz kadar yani yaptıklarınız kadar mutlu olabilirsiniz. Kimse kötü işler yapıp, bencil olup, etrafındaki insanlara, canlılara zarar verip mutlu olmayı beklemesin! Bu dünya ektiğini biçme kuralına göre var edildi.

Hunter S. Thompson’un söylediği gibi, ‘başkalarının kalbine ve zihnine muhtaçken de mutlu olmayı beklemeyin’. Çünkü sizin kendinize saygınız yok! Siz sorgulamayı, düşünmeyi başkalarına bırakmışsınız! İşte bu yüzden kendi mutluluğunuzu kişilere bağlı yaşadığınız sürece hep eksik kalacaksınız. Başkalarının size nasıl davrandığı kadar değerli olacaksınız. Onlara takılıp, kendinizi suçlayıp boş yere psikolojinizi bozacaksınız. Peki, şimdi soruyorum size ya siz doğruysanız, onlar, onların fikirleri yanlışsa? İşte düşünüp sorgulamak, birilerinin fikirlerine göre hareket etmek yerine kendi gerçeğini okuyarak, araştırarak bulmak bile bir mutluluk unsurudur. Böylece mutluluğu başkalarında buldum, bulamadım, beni sevdi, sevmedilerle ziyan etmemiş olursunuz. Biri size kötülük ettiğinde, bu kişi anneniz, babanız, kardeşiniz, eşiniz olabilir, şunu unutmayın ki siz zaten teksiniz. O insanlar sizin bu dünyadaki sınavınızdan başka bir şey değil. Size verdikleri zararların belki telafisi bile yoktur. Ama şunu hep hatırlayın, hepimiz bir gün öleceğiz ve tekrar dirildiğimizde zaten yaşadığımız hiçbir acıyı hatırlamayacağız. İnsan bilmeli ki, bir tek yaşam yolunda, iyilik ve doğruluk ederek kendimizi iyileştirebiliriz.

En önemlisi kişinin kendisini bilmesidir. Ona yapılan eleştirileri dinleyip, kendini düzeltme yoluna gitmesi. Kişinin akılcı davranması ruhunda kalıcı mutlulukların oluşmasına yol açacaktır. Sonuç olarak mutluluk beklenecek, ‘istediğim olsun mutlu olurum.’ denilecek bir kavramdan daha öte. Yaptığınız her iyi davranış, izlediğiniz her akılcı yol, belirlediğiniz her hedef, başkalarına sağladığınız her fayda birikip, ruhunuzu ve çevrenizi parlayan bir ışık gibi sarıp sarmaladığında artık çok az şeye üzülür olursunuz. Çünkü siz, bu üç günlük dünyada dertle tasayla baş etmenin yolunun, pes etmeden, kendinizi geliştirmekten geçtiğini biliyorsunuz.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.