Kısa ÖykülerMizah Köşesi

Nereden Nereye

Aman Allah’ım bu ses de nedir? Saat kaç! Gözlerimi bile açamıyorum. “Sen milyar, sen 750 milyon, sen bu parayı ne yaptın?!” diye bağıran şiveli bir kadın sesi. Sanırım annem yine o kadın programlarını izliyor. Ve artık uykuya dalamıyorum. Harika! Yataktan sallana sallana kalkıp, salona geçtim. Annem meraklı gözlerle televizyondaki kadına bakıyor, günaydın selamımı bile duymuyor. Biraz anneme baktıktan sonra, yanına oturup, kafamı televizyona çevirdim. Acaba neydi bu kadar ilgi çekici olan?

Televizyondaki bağıran kadını yalan makinasına bağladılar ve ” Doğum tarihin ne?” diye sordu program sunucusu. ‘Gerçekten de ilginçmiş’ diye geçirdim içimden. Neyse, kadın “Muş” dedi (olay daha da ilginçleşiyordu). Adam tekrarladı; “Doğum tarihin ne?” Kadın tekrarladı; “Muş” … Ve bu böyle yaklaşık 5 kez daha devam etti. Tam ikna olup, “Evet doğum tarihi Muş! Muş’muş işte doğum tarihi niye sorup duruyorsun kardeşim” diye beyin hücrelerimi kaybetmeye başlamıştım ki kendime geldim. Neredeyse 1 saate yakın izlemişim. ‘Demek ki böyle oluyor, yani bir insan daha ne kadar geri zekalı olabilir acaba, oha bu kadar geri zekalı olunabiliyor mu?’ tarzında bir merakla bakakalıyormuşsunuz. Yani herhalde öyle…

Neyse sonra dönüp, “Anne yarın da zaman makinasıyla geçmişe mi gönderecekler bu ablayı, ablacım sen diğer hayatında koli bandıymışsın.” diyerek anneme biraz takıldıktan sonra, kalkıp bir çay doldurdum.

Annem:

“Halıları yıkayacağız, çabuk yap kahvaltını.”

Bak şimdi ya!

“Güzel anneciğim öyle ölmem, füze at! Bugün pazar ama! Bugün evde oturulur, yatılır, Netfilix izlenir ama halı yıkanmaz!”

“Çok konuşma, çayını iç ekmeğini ye gel.”

Direnmek boşunaydı. Lokmalar boğazıma dizilmiş bir halde, halıları bahçeye çıkarıp taşa serdim. Bütün hıncımı halılardan alırcasına, iki elimle büyük bir hırsla sabunluyordum. Annem, “Kızım hadi, halıları dövelim demedim sana, bir sakin ol!”. “Ya anne ‘hadi halılar, bugün kızımın pazar sabahının içine edelim’ dedin ama! Ben de senin halılarına nazik olamam, kusura bakma!”

Derken, bir anda hızlıca elim kaydı. Yüzümü yere vurdum; burnumdan şıpır şıpır bir şeyler akıyor, burnumun kanamasının yanında yüzüm gözüm sabun oldu. ‘Çok acıdıııı’ diye düşünürken, ağzımda bir tuhaflık var; o da ne, ön diş yok! Allah’ım bu bir kâbus olsun!

Annem,

“Hah iste biliyorum ben malımı! Allah’ın cezası çekil! Kan ettin halıyı! Geri zekalı!”

Ben,

-“Anne dişim yok, dişim!”

“Dur çek bakiyim elini! Aç ağzını. Kızım bir dur. Evet yok vallahi! Eyvah zaten sana görücü gelmiyordu. Bundan sonra hiç gelmez!”

 “Anne ne diyorsun ya saçma sapan. Hay senin halına!” diyerek ağladım.

Panik atak geçirdim, sonrasında sakinleştim. Ancak aynaya baktığımda ağzımda ki siyah boşluğu gördükçe daha çok ağladım. Doğum tarihi Muş olan kadın kadar çaresizdim artık. O kadar bunalmıştım ki, kendimi odama kapattım. Gökyüzüne baktım. Allaha dua ettim. Çünkü işsizdim, bu dişi nasıl yaptıracaktım?! Sonra daha çok gaza gelip namaza durdum. Namazdan sonra, oturduğum yerden hiç kalkmadan, 170 kere Ayet el Kürsi okudum. Bitirdim. Yerimden kalkmaya çalıştım. Kalkamadım. Tekrar denedim yine olmadı, kalkamadım. Ayaklarıma vuruyordum. O sırada annem içeri girdi,

“Niye vuruyorsun kendine kız?”

“Anne felç oldum galiba.”

“Ne oldu Allah mı çarptı yoksa?”

“Sadece yanlış şekilde dua ettim annecim of ne oldu niye geldin?”

“Sana dişçi buldum. Şükriye teyzenin oğlu dişçi oldu ya. Hadi hazırlan da çık.”

Bir süre sonra ayaklarım toparlandı. Tek dişi kalmış canavar misali, yürüdüm dişçiye. Tabi ki, yolda hoşlandığım çocuğu, eski çıktıklarımı, alayını gördüm. Ama kör sağır numarası ile oralı olmadım. Zaten çok gergindim. Ama o gün bir şey oldu. Ben aslında o gün hayatımın aşkına gidiyormuşum. Ayaklarım beni seveceğim adama götürüyormuş.  Evet, şimdi Şükriye teyzenin, dişçi oğlu ile evliyim. Derler ya her şer de bir hayır vardır, bizimki de o mesele.

İyi ki annem o gün, o halıları yıkatmış. O kadar olumsuzluk yaşadığım bir günden, ne oldu bakın. Şimdi mutlu bir yuvam da var, çok güzel inci gibi dişlerim de.  Eee, ne de olsa eşim dişçi değil mi ama. Ve anladım ki, evrene gönderdiğim mesajlar Kenan Evren’e gitmiyormuş.

Nereden Nereye” üzerine 2 yorum

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.