GenelOku ve Düşün

Şiddet /Bir Farkındalık Yazısı

Şiddet; altı harf, iki hece. Telaffuz ederken bile vurgunun d harfinde olması kelimenin gücünü ortaya çıkarıyor. Sahiden güçlü mü bu şiddet kelimesi? Şiddeti uygulayan ile şiddete maruz kalan tarafından nasıl algılanıyor acaba? Sen okurken aklına ne geliyor? Direkt kadın geldi değil mi? Sonra çocuk, sonra hayvanlar.

En çok kadına uygulanan şiddeti duyuyor, okuyor ve görüyoruz. Şiddete uğrayan bir kadın gördüğünde ne yapıyorsun? Yüzünü diğer tarafa mı çeviriyorsun? Görmezden gelip, “kesin hak edecek bir şey yapmıştır” mı diyorsun? Müdahale etmek istiyor ama korkudan yaklaşamıyor musun? Bu soruların cevabını verdiğini var sayarak devam ediyorum.

Çocuğa veya bir hayvana şiddet uygulandığında ne yaparsın? Nasıl bir tepki verirsin?

Anlık çözümler buldun tebrik ederim.

Dünyada ki şiddeti bitirmek için ne yapmalıyız diye gelip sana sorsalar buna ne cevap verirdin? 

Fiziksel şiddeti bitirdin aferin sana.

Şiddetin o kadar çok boyutu var ki; cinsel, sözel, duygusal… Güçlünün zayıfı rahatça ezebildiği bir dünyada yaşıyoruz. Sen fark etmesen de gün içinde belki sende şiddete maruz kalıyorsun.

Her gün yaşadığın şiddet bir süre sonra hayatının bir parçası haline geliyor, nefes almak gibi, konuşmak gibi, normalleşiyor hayatında. Ben kimseden şiddet görmüyorum desen bile, bir düşün bakalım kendine şiddet uyguluyor musun? Her girdiğin bunalım, her depresyonun senin kendine uyguladığın şiddettir aslında. Sen depresyona girdiğinde, beynindeki nöronlarının küçüldüğünü biliyor muydun? Kısaca sen depresyondayken gerizekalı oluyorsun. Bir insan bunu neden yapar kendine; elbette çevresel koşullar; bu çevresel koşulları buraya sıralamaya kalkarsam yazının sonunu bulamam. Kısaca suçlayacak çok şey var ama merak etme çözüm de var.

Şiddetin pan zehiri ise önce farkına varmak. Farkındalık boyutuna ulaşmak öyle kolay değildir. İnsanın içine dönmesi gerekir, şiddeti tanımlaması gerekir. İçine bakacaksın, soracaksın, sorgulayacaksın. Soracak soru bulamadın mı o zaman kendine şunu sor; en son ne zaman mutlu oldum, ne zaman gülmekten karnıma ağrılar girdi? Bu basit ve klişe gibi görünen soruları zihnin tararken fark etmeden içine döneceksin.

Gördün mü kendine yaptığını, çektirdiğin eziyeti? O zaman bundan kurtulmanın yollarını arayacaksın. Bundan kurtulmak zorunda olduğunun farkına varmalısın. Kendi kendine duygu sömürüsü yaparak, kendini ajite göstererek insanları uzaklaştırdın veya yakınlaştırdın. Bu seni ilk başta tatmin etti ama artık bunlar seni tatmin etmiyor, çünkü mutlu değilsin. Kendi kazdığın kuyuya kendini hapsettin ve şimdi de çıkamıyorsun. İşte burada seni o kuyudan çıkaracak bir itici gücün olması lazım. O güç, sana destek olacak, üzerine basıp çukurdan tırmanmanı sağlayacak.

O itici güç ise ölüm.

Ölüm düşüncesi; bu dünyada geçici olduğunun bilincinde olmak… Yaşadığın her ne varsa bunların elbet bir gün biteceğinin farkına varmak… Her anın aslında ne kadar önemli olduğunu görmek, tüm bunlar seni uyandıracak ve arkandan itecektir. Bak zaman geçiyor, sen bu yazıyı okurken bile 10 dakikanı kaybettin. Peki kendine çektirdiğin eziyetle yaşamının ne kadarını kaybettin???

Bu sorulara cevap ver, yorumda buluşalım.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.