GenelMizah Köşesi

Zamanda Yolculuk / Kısa Öykü / Mizah

Ben 1930 yılında İstanbul’un cihangir semtinde doğdum. Küçüklükten zekâm ile dikkat çeken farklı bir çocuktum. Mesela arkadaşlarım yokuş aşağı altlarında poşetle kayarken, ben kaymazdım. (Bir kahkaha) tabi ki de size takılıyorum. Bende kayardım ama bizim kömürlükteki eski tahtalardan yaptığım tekerlekli, el frenli kendi tasarladığım icadım ile kayardım. Küçücük yaşlarda başlamıştım icat yapmaya. 1950 yılında ilk denememde İstanbul üniversitesi matematik bölümünü kazandım. Okulu birincilikle bitirdim. Sonra Annem rahatsızlandı son arzusu benim mürüvvetimi görmekti. Bende babamın münasip gördüğü biriyle evlendim. Kendimde birini bulabilirdim elbet. Fakat benim aşka meşke ayıracak vaktim, aklım yoktu. Hal böyle olunca evliliği de beceremedim. 2 yıl sonra boşandım. Şimdi 90 yaşında, Azrail’le tanışmayı bekleyen bir kadınım. Mucit bir kadın. Kimse bilmedi şimdi anlatacaklarımı.

Boşandıktan sonra tek başıma bir evin içinde zaman da kırılma ile ilgili çalışmalar yaptım. Kim bilir kaç gece uyumadım. Kahve ve sigara düşmedi elimden. Ama sonun da emeklerimin karşılığını aldım. Zaman makinasını buldum ben. Evet yanlış okumadınız. Zamanda yolculuk ettim.

 Hadi canım sen bunamış bir ihtiyarsın diye homurdanmayın hemen. Çünkü her kelimesi gerçekti yaşadıklarımın. İlk yolculuğumu Taş devrine yaptım. Bundan milyon yıllar öncesini hep merak etmiştim. Ama orada sanıldığı gibi saç sakalı birbirine girmiş, maymundan hallice insanlar yoktu. Gayet her şeyi bilen, öğrenen zorlu doğa şartlarına uygun yaşayan kabileler vardı. Birde dinozorlar.

Hayatımda ilk defa bir Tyrannosaurus Rex gördüm. Ama neyse ki o beni görmedi. Bu hayvanlar saatte 29 kilometre hızla koşabildikleri için sizi fark etmeleri ile yemeleri bir olacaktır. O kadar heyecanlandım ki etrafta büyük böcekler vardı. Böcek bilimcisi İngiliz arkadaşım bay gusto bunları görse gözlerine inanamazdı.  

Fakat orada çok da fazla kalıp gözlem yapamadım. Zamanlamam kötüydü. Bundan altmış beş milyon yıl önce dinozorların yok olmasına sebep olan, çapı on iki metre, ağırlığı milyarlarca ton olan asteroidin dünyaya çarpmasına iki saat kalmıştı. Hem de saniyede yirmi km hızla çarpacaktı. Oradan ayrılıp zaman makinama binerken, bu görkemli canlıların sonunun böyle olmasına içim burkulmadı desem yalan olur.

Şimdi istikamet büyük mısır imparatorluğu fakat zaman makinamın azizliğine uğradım firavunun sarayına indim. Tabi firavunun askerleri beni çepeçevre sarıp, mızraklarını üstüme tuttular. Şimdi sıçtık diye içimden geçiriyordum ki oda ne “Ramses”. Evet o Ramses kutsal kitaplarda, filmlerde, belgesellerde okuduğumuz, izlediğimiz namı değer firavun karşımda duruyordu.

Bir asker mızrağıyla sırtıma vurdu firavunun önünde eğilmem için. O acıyla “Oha ne vuruyorsun be” deyiverdim. Hemen doğrulup “sen kimsin lan diye firavunun üzerine yürüyordum ki” (bir kahkaha) tabii ki de öyle olmadı yine ufak bir şaka yaptım size. Neyse Firavun bana bir şeyler dedi fakat anlamadım. O heyecanla yanımdaki muhafıza “Ne? Ne diyor?” diye soru verdim. Sanki muhafızla anlaşacakmışım gibi. Zamanda yolculuk beyin hücrelerimi küçülttü mü sanki nedir bu saçmalamam? diye düşünürken hazır olun geliyor.

Hz. Musa geldi. Ben şok. Ama benim gördüğüm henüz peygamber olmamış haliydi. Göz göze geldik. Derken Firavunun sesiyle irkildim. Sinirle kalkıp bir şeyler dedi muhafızlar kollarımdan tutup zaman makinasının oraya götürdüler beni. Firavun “Nagihu muskana dasiti” diyerek asası ile zaman makinamı gösterdi. Sanırım zaman makinasını anlatmamı istedi. Haa oldu canım göstereyim de gel günümüze de et. Sanki şu zavallı mısırlılara çok hayrın dokunmuş gibi. Bende fırsat bu fırsat araca bindim. Dur göstereyim bak şimdi buraya basıyorsun zamanı ayarlıyorsun kapı kapanıyor diyerek oradan topukladım. Giderken de cama yapışıp “Akıllı olacaksın Ramses, yoksa böyle aklını alırlar işte” diyerek bir delikanlılık bile yaptım.

Allahtan tek kişilik yapmıştım zaman aracını da içeri giremedi deyyus. Ulan Trex ‘i alırım seni almam bu araca. Yalnız muhafızlardan biri mızrak attı ben böyle deli, deli hareketler yapıp havalanınca korktu sanırım. Mızrak zaman makinasının camını çatlattı.

Tekrar günümüze dönebildim neyse ki. Ama bir daha zamanda yolculuk edemedim. Dönerken camın çatlamasından dolayı elektrik çarptı. Saçım, başım dikeldi. Her şeyi geçtim bu mızrak yüzünden orada kalabilirdim ve bu çok tehlikeli sonuçlara sebep olabilirdi. Bu yüzden Zaman makinasını yok ettim. Şimdi artık huzurla ölebilirim. Ben amacına çok çalışarak ulaşmış bir kadınım. Belki hiç âşık olmadım, hiç evlenmedim ya da hiç çocuğum olmadı ama ben imkansızı gerçek yapmış bir insan oldum. Aklımla, bilime olan sevgimle, inancımla artık sonsuz olmaya hazırım.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.